|
| Bilgi eksikliğinden Hatalı Projelendirme
Nedeniyle: |
Binaya depremin nasıl
etkidiğini önceki bölümde inceledik.
Özellikle İstanbul'daki binaların birçoğu için problem, bu binaların
yeni 1998 Deprem Şartnamesinden önceki 1975 şartnamesine göre ve
elle hesaplanmış olmalarıdır.
- 1975 şartnamesinde İstanbul deprem bölgesi 2 iken şimdi 1'dir
yani en kritik deprem bölgesi olarak değiştirilmiştir. Her iki
şartname arasındaki farklar nedeniyle binaya etkiyen deprem yükü
birçok eski bina için 2 kat oranında artmıştır. Þimdi öncek
bölümden tekrar hatırlayalım:
- mühendis en iyi ihtimalle %85 yaklaşıklıkla depremin etkisini
tesbit edebiliyor, yani %15 hata payı olabilir.
- Bina hesaplarında güvenlik sınırı olarak olası yükler ortalama
%50 oranında fazla alınır. Bu güvenlik oranı sayesinde %15-20
lik bir hata payına karşı dahi %30 civarı bir güvenlik sınırı
kalacaktır.
- Yeni şartnameye göre deprem yükünün 100% arttığını düşünürsek,
proje mühendisi de hiç hata yapmamış olsa bile %50 güvenlik
çıkarıldığında geriye en az %50 'lik bir yük artımı söz konusu
olabilir. Bunun anlamı şudur:
|
| Binanız eski deprem şartnamesine göre projelendirme
aşamasında "lineer-elastik" sınırlar içinde belli bir güvenlikle
tasarlanmış. Yeni şartnameye göre en az %50 daha fazla deprem yükü
gelecektir. Bu fazladan deprem yükü binanızın "nonlineer-plastik"
davranışa girmesine neden olacaktır. %99 ihtimalle bina proje hesapları
yapılırken bu davranış incelenmemiştir. Yani "nonlineer-plastik"
davranış ile binada ne tür etkiler ve hasarlar olacağı incelenmemiştir.
Büyük bir deprem anında binanıza ne olacağı artık tamamen şanstır.
Bu şans, şu faktörlerden etkilenecektir:
Bina Projesinde önemli mühendislik kusurları bulunmaması:
|
- Yanda bina kesitinde gösterildiği gibi düşeyde kolonlar aynı
hat üzerinde değilse, yani konsol bir kirişle üst kat kolonu dışarıya
alınmışsa (Bunlara mühendislikte düşeyde düzensiz yapılar deriz).
Yurdumuzda bir zamanlar sık görülen bir yaklaşımdı. Üst katlarda
iç mekanı büyütmek üzere dışarıya doğru 1.5 -2 metrelik çıkmalar
çok sık görülür. Bunların bazılarında iç mekanda kolon ortalıkta
görünmesin diye dış duvar içine almak üzere üst kat kolonu bu
şekilde yerleştirilir.
- Bu tür yapılar özellikle Marmara depremi gibi düşey etkisi önemli
depremlerde ciddi hasarlar görebilir.
- Bina bir yatay yönde güçlü kirişlere sahipken diğer yönde zayıf
kalmışsa
|
 |
- Bina kolon aplikasyon sisteminde düzenleme hataları: mesela
70 cm x 30 cm'lik kolonlar kullanılıyor ama yandaki şekilde olduğu
gibi tüm kolonlar bir aks doğrultusunda aynı yönde yerleştirilmiş.
Bu durum o aks doğrultusunu deprem açısından güçlü kılarken diğer
aks doğrultusunun zayıf kalmasına neden olabilir. Bu nedenle diğer
doğrultu için bazı kolonların 90 derece döndürülmesi faydalı olacaktır.
|
 |
- Bina planında düşey elemanlara bakıldığında kolonlar ve perdeler
kullanılmış olabilir. Perde'de aslında bir yönde boyu diğer yöne
göre 5-7 kat daha büyük olan bir kolondur. Yani 170 cm x 30 cm
lik bir kolona perde deriz. Ancak sadece bir aks doğrultusunda
perde kullanmak ta iyi bir yöntem değildir. Her iki doğrultuda
da perde sistemi olması daha doğrudur.
|
 |
- Bazı durumlarda, arsa planı yüzünden bina planları dikdörtgen
kesitli değil de daha çok yamuk bir kesitte projelendirilmek zorunda
kalınabilir. Bu durumlarda bir kenarda kolonlar arası mesafe diğer
uç kenardaki mesafeye göre oldukça artmış olabilir. Her iki uç
kenarlardaki kolonların boyutları yandaki planda gösterildiği
gibi aynı alınırsa; bu durumda bina taşıyıcı sisteminde bir düzensizlik
oluşur ve deprem anında bina hiç te istenmeyen "burulma"
kuvvetlerine maruz kalır.
|
 |
- Bina bir yatay yönde güçlü kirişlere sahipken diğer yönde zayıf
kalmışsa. Yanda bir yönde birçok kiriş görülürken diğer yönde
daha az ve zayıf kiriş kullanılmış olabilir veya bazı durumlarda
diğer yönde hiçbir kiriş te kullanılmamış olabilir. Bu durumlarda
bina bir yönde deprem yüklerini rahatlıkla karşılarken, diğer
yöndeki deprem yüklerine karşı çok zayıf kalabilir.
|
 |
Bina taşıyıcı sistemini oluşturan kolon ve
kiriş elemanlarının sünek davranış gösterecek şekilde tasarlanmış
olmaları:
- Kolon-kiriş birleşim bölgelerinde etriyelerde sıklaştırma varsa,
iyidir.
- Betonarmedeki donatı oranı: eleman kesitinde kullanılan donatı
en az ve en fazla olmak üzere belli oranlarda ve belli kaidelere
göre yerleştirilmiş olmalıdır. Buna göre eleman sünek veya kırılgan
davranabilir. (Daha detaylı bilgi için: Betonarme
eleman davranışı)
|
Kolon-kiriş birleşiminde
etriye sıklaştırması yapılmamış, zayıf kolon, nervürsüz donatı (düz
çelik):
|
Fazla donatı çeliği kullanmak faydanın aksine
çok büyük zarardır. Özellikle birleşim bölgelerinde kırılgan davranışa
ve ani dayanım kaybına sebep olur: |
 |
 |
Projede öngörülen beton kalitesinin tutturulmuş
olması:
- Yaşı 10 yılı geçmiş birçok binada hazır beton yerine ustaların
hazırladıkları ve çoğunlukla deniz kumu ile beton kullanılmıştır.
Bu tür binaların beton kaliteleri incelendiğinde birçoğunda projeye
göre daha zayıf beton kalitesi ile karşılaşılmaktadır.
- Daha düşük beton kalitesi çok büyük sorunlara yol açabilir:
binanın genel olarak dayanımı azalır, deprem anında sünek değil
de kırılgan davranmasına neden olabilir ve binanın güçlendirilmesi
gerekiyorsa, güçlendirmenin doğru olarak çalışmasını engelleyebilir.
- Mevcut binaların birçoğunda tek bir kattaki kolonların her birinin
farklı beton kalitelerinde oldukları da sık rastlanabilen bir
gerçektir. Bu durumda mevcut binanın bilgisayar analizinde gerçeğe
yakınlık oranı da daha azalır.
|
Binanın inşa edildiği zeminin analiz edilmiş
ve zemin cinsine göre projelendirilmiş olması:
- Eskiden dere yatağı olan bir bölgede, zemin özellikle kumlu
- killi ise; eğimli bir arazide sağlam (kayalık) zemin üzerinde
değilse ve bu zemin özellikleri göze alınmadan bina projesi yapılmışsa
deprem anında çok ciddi sorunlar olabilir.
|
|
- Yukarıdaki grafik aynı depremin farklı zeminlerdeki ivme (bunu
kuvvet olarak ta düşünebiliriz) spektrumlarını gösteriyor. Pembe
ile gösterilen, yumuşak, kumlu zemin grafiğidir. Burada en önemli
dikkat edilmesi gereken bu tür zeminlerde depremin ektili periyod
aralığının diğer zemin cinslerine göre çok daha geniş olmasıdır.
Yumuşak zeminde depremin kuvvetli olduğu aralık 0.4 - 1.3 sn periyodları
arasında iken. Kaya zeminde bu aralık 0.25 - 0.5 saniyeleri arasında
görülüyor. Bunun anlamı şudur:
- Yumuşak zemin üzerindeki bir binanın depremin kuvvetli anlarını
hissetme (mühendislik deyişiyle dinamik modlara girme) ihtimali,
kaya zemine göre çok daha fazladır.
|
- DİKKAT! Burada kumlu zeminde binalar deprem anında zarar görür
demiyoruz. Sadece proje aşamasında bu durum göz önüne alınmayıp
gerekli önlemler alınmamışsa sorunlar çıkacaktır. Doğru projelendirme
yapılmış ise bir bina en zayıf zeminde dahi depremden hasar görmeyebilir.
|
|
| |